Biraz Şurdan Biraz Burdan (İçimden ne geçiyorsa)
- 25 May 2025
- 3 dakikada okunur
Öncelikle yaz mevsiminin geldiğini bugün hissettim. Acayip bir sıcak var evin içinde. Ben de duşumu aldım, ıslak saçlarımın ensemi serinletmesiyle bu satırları yazıyorum. Aslında eskiden yazı hiç sevmezdim. Hep yapış yapış, sıcaktan analarımız ağlar şekilde geçirdiğimizden dolayı oluştu bende bu hisler. Bir tek yaz tatili meselesi çekici gelirdi. Ancak şu son iki yılda, herhalde büyümemin de etkisiyle, bahis geçen mevsime karşı bazı sempatilerim oluştu. Örneğin mezelerin çok büyük bir katkısı oldu. Tabi ki mezeler sadece yazın tüketilecek diye bir kaide yok ama yazın da ayrı bir tadı çıkıyor be. Sonracığıma renkli efil efil kıyafetler, saatlerce yüzdükten sonra soğuk bir şeyler yemek, akşam serininde deniz kenarına yürüyüşe çıkmak gibi bilumum aktiviteler ya da benim bunları romantize etmem bana bu mevsimi az da olsa sevdirdi. Ama bir sonbahar da değil benim için (En sevdiğim mevsimdir kendileri.). Ay bu yazıda neyden bahsedeceğimi bilmiyorum kafama göre takılacağım haberiniz olsun.
Efenim geçen haftanın gecelerinden birinde Lady Gaga’nın Mayhem Ball’ını izledim. Ay afedersiniz oradakileri kıskanmaktan bir taraflarım tutuştu. Kadın kendine gel sen nesin böyle ya? Her zerresinde yetenek var. Vizyonu ve sanatı o kadar geniş ve bunu çok güzel bir şekilde kullanabiliyor ki yani şaşkınlıklar içerisindeyim. Dünya gözüyle Mayhem’i görmek isterim ancak maalesef elimde öyle bir şans yok şu anlık. Konsere gidemesem de albümü alacağım kesin ama o da hala Türkiye’ye gelmedi. Albümle kendimi çok özdeşleştirdim ve şu zamanlarda, yaklaşık bir altı aydır falan, içinde bulunduğum psikolojik ruh haliyle de çok uyumlu. Ben de bu aralar eski ben ve içimdeki karanlıkla bir savaş halindeyim. Hatta bunu başka bir yazımda konuşalım zira önemli bir konu. Kadın cidden sanatçı. Bunu bir arkadaşıma söyledikten bir kaç hafta sonra aynı cümleyi bana satmıştı. Unutmadım seni Ayşe ayağını denk al. Hhahahahahah şaka yapıyorum dava açmayın. Ayrıca hangi Ayşe olduğunu nereden bilecek. Neyse, ne diyorduk? Ben küçükken acayip korkardım Lady Gaga’dan özellikle de Born This Way klibi… Ah o klip yok mu o. Zaten bir o bir de E.T.. Ay çok korkar annemi yatağıma çağırırdım o da 15 dk yatar ve geri giderdi ben de uyumamış olurdum. Sonra geceyi sabah eder ninemlerde uyurdum. Okulda hiç uyuduğumu hatırlamıyorum. Evet, evet ben okulda hiç uyumadım. Ne kadar yorgun olsam da uyumazdım. İnek öğrenciyim sanırım. Derslerde hala uyumuyorum.
Bu hafta bir sürü manyak film izledim. Irreversible ve Funny Games’i yazdım ama Dogtooth ve Mustang bir sonraki yazımda olacak inş. Ard arda film yazısı olsun istemedim. Ay hepsi çok manyak filmlerdi. Mustang o kadar manyak olmasa da filmin ilk başında nedense biraz ağladım. Kızlara yapılanlar ve bunların gerçekten bir yerler de ya da yakınlarımızda yaşanması beni çok sinirlendirdi. En aklımda kalan ve beni etkileyen de Mustang oldu galiba. Yani en çok onun hakkında yapabilirmişim gibi geliyor.
Bazen bir şey yapmanız gerektiğinde ve o işi yapmadığınızda o işi yapmadığınız için sizden başkaları geçerli bahaneler bulur ya. Heh işte, annem de az önce onu yaptı. Bazen yemek yedikten sonra masayı silmiyorum ve annem de söyleniyor. Silmiyorum çünkü gerçekten üşeniyorum ayrıca da yakından bakılmadığı sürece orada yemek yendiği belli olmuyor. Annem de bunu sarı beze dokunmak istemediğim için yapmadığımı düşünmüş ve bana başka çözüm önerileri sunmak istemiş. Ben de “Ok girl, sarı bezle bir derdim yok ama gayet geçerli bir sebep.” diye içimden yüzüne karşı söylendim. Bu durum paçayı kurtarmanız için gelen harika fırsatlardan biridir aslında. Sizden başka kimse gerçek nedeni bilmez, ki bazen bu gerçek nedenler oldukça saçma ve akla yatmaz olur, siz de kolaylıkla yırtarsınız. Hayatın böyle sürprizlerini seviyorum.
Yine pikniğe gitme planları yapılıyor. Allahım her tatilimizde pikniğe gitmek sorunda mıyız? Annem ve babam doğayla kafaları bozmuşlar. Yahu ben gidip bir yerde oturup buz gibi limonatamı yudumlarken saatlerce kitap okumak istiyorum. Evet, mangal için canımı bile verebilirim fakat eve geldikten sonraki temizlenme muhabbeti durumu benim için katlanılmaz kılıyor. Üstün leş gibi is kokmuş, dişlerinin arasında köz parçacıklar kalmıştır. Tamam evet bunu da seviyorum ama yine de temizlenmek zor geliyor. Bir de az önce söylediğim gibi bugün duş aldım. Neyse Allahtan mangalı ben yapıyorum da bir nebze de olsa eğleniyorum. Size ateşi çok sevdiğimden bahsetmiş miydim? Galiba hayır. Evet sevgili okuyucularım, bir şeyleri yakmak benim için bir yaşam tarzı. Hatta aile arasında bana Neron derler. Az önceki araştırmama bakarak adının Nero olduğunu ve bir manyak olduğunu öğrendim. Lakabımdan gurur duydum dermişim şaka yapıyorum. Bence bu yakma arzusunu da bir başka yazıda konuşalım.
Sanırım bugünlük bu kadar yeter. Geçen seferki kadar kafam dağınık değildi bu yazıda. Yani en toplu hali bu. Öncekinde sunum stresi vardı. Haftaya perşembe de son sınavlarımdan birisi var ama o kadar stresli değilim. Hallederiz. Aşağıya Instagram hesabımı da ekliyorum. Bekliyorum efenim, buyrunuz. Ay bunları söylerken beynimin içinde Zeki Müren oluyor lütfen siz de öyle hayal edin. Yani Sanat Güneşimiz’in sesiyle. Hadi görüşürüz 👋🏻