Yarım Kalmayan Bir Yazı
- 4 Tem 2025
- 4 dakikada okunur
Tekrar merhaba sevgili insanlık👋🏻 Uzun zamandır kendimde bir şeyleri tamamlamaya güç bulamıyordum nedense ama bunu bugün aşıyorum. Çok fazla tamamlayamadığım şey var hayatımda maalesef. Bunun neden olduğunu bilmiyorum. Bir saniye hemen araştırıp geliyorum ☝🏻Evet araştırdım ve geldim. Nedeni mükemmeliyetçilik, dopamin odaklılık ve gözde büyütme olabilirmiş. Sandığımın aksine daha yaygın bir şeymiş. Bir de benim elimde uyacağım bir takvim ya da deadline olmayınca zaman çok bol geliyor ve kafamı toparlayamıyorum. Bu yazıyı yazana kadar tam 3 kere yeni yazıya başladım ama bu yazının kaderi diğerleri gibi olmayacak söz veriyorum. Yokluğumda neler yaptığımdan bahsetmek ve bunları da anlatırken başlıklara ayırmak istiyorum:
1.Tatil
2.Tüketim Çılgınlığım
3.İş Bulamama
4.Konser
Tatil
Aslında tatilimi farklı bir yazı halinde yazacaktım ama detayların bana özel kalmasına karar verdim. Bilim insanı olacak biri için saçma bir açıklama olacak ama bence nazar değiyor ya da bir şeyi anlatınca güzel enerji kaçıyor. Yani bunun denemelerini çok yaptım ve inanmayı tercih ediyorum. Öncelikle upuzuuun tatilimizin ilk ayağı güzeller güzeli Kapadokyaydı. Daha önceden gittiğimizde çok küçüktüm ve tekrar gitmeyi çoook istiyordum çünkü orası 5 yaşındaki küçük bir insan için cidden büyüleyici bir yerdi. Mesela kaldığımız otel bir Cave Hotel’di ve odamızda benim için gömme dolabın üstünde bir yatak vardı. Şimdi olsa klostrofobik olabilirdi ama o zamanlar kendime özel bir alan gibi düşünmüştüm ve büyüleyiciydi. Zaten hep böyle küçük alanları ve köşeleri sevmişimdir beni güvende hissettirir. Bir de bir önceki ziyaretimizde balonları izleyememiştik maalesef o yüzden de annem tam balonların uçtuğu yerden ayırtmış odaları. İnanılmaz bir şeydi cidden gidip görmeniz gerekiyor. Neyse efendim, orada 2 gece kaldıktan sonra Gaziantep’e gidiverdik birden. Nasıl olduğunu biz de anlayamadık annem Adana’ya gidip kebap yemeği teklif etti ve biz birden kendimizi Antep’te bulduk. Size yemin ediyorum literally her yer kapalıydı. Bir tek bakırcılar çarşısı ve oradaki küçük bir çorbacı açıktı. Yiyecek bir şey bulamadığımız için sabah çorba içtik ama güzel bir deneyimdi kendimi lokaller gibi hissettim. (Bak bak bak laflara bak! Hanımefendi sanki Bursa’da sabah namazına Üftade’ye gittikten sonra mercimek içmek için can atmıyormuş gibi. Sanırsın Buckingham Sarayından geliyiii.) Bütün gün sarımsak ve bilumum baharatların kokusu üstümüzden çıkmadı ama oradaki insanlar da bunları yediği için sorun yoktu yani. Orada bir tek Zeugma Müzesine gittik zaten sanırım başka da bir şey yokmuş. Ay bir de her yer o kadar pisti ki hele o çarşının yerleri… Belediye göreve. Antep’ten sonra da Urfa’ya uğrayıp Göbeklitepe’yi görmeye yola çıktık. Urfa benim için o kadar kötü bir deneyimdi ki of Allahım hatırlamak istemiyorum. Her yer o kadar pis o kadar leş gibiydi ki. Uzun süre yemek yiyecek ve kalacak bir yer bulamadık. Bu hem normal insan standardında muamele görmek istediğimiz içindi. Yani allahım bak hatırlarken yine bir iğrenme geliyor neyse daha fazla anlatmayacağım gidip görün. YAHU adam tavuk döneri altına tabak, kâğıt falan koymadan direkt MASAYA koydu. Tamam ben de bir şeyi beğendirmesi kolay bir insan değilim ama bu nedir yahu Allah aşkına. Oradan balıklı göle geçtik, geçmez olaydık o nasıl bir ayak kokusu öyle. Bir de orası sözüm ona kutsal bir yer. Arkadaşım iki faraş atacaksın içerideki halıları yıkadıktan sonra da kurutacaksın bu kadar basit. Çok özür diliyorum ama ne Hindistan’dan ne de Pakistan’dan bir farkı vardı. Çok güzel bir turizm kapılarından biri Urfa ama gelin görün ki memleketimin diğer yerlerinde de olduğu gibi yine hiçbir şeyin kıymeti bilinmiyor maalesef. Neyse bu kadar yeter içim daraldı. Kötü yönlerini saymazsak hayatımın en güzel tatiliydi. O kadar güldük o kadar eğlendik ki bir daha bu güzellikteki bir tatil ne zaman denk gelir kestiremiyorum. Umarım en kısa zamanda tekrarlarız. Teşekkür ederim benim güzel ve kalabalık ailem😚
2.Tüketim Çılgınlığım
Maalesef ki okulum tatil olduktan ve sınavlarım bittiğinden beri tüketim batağına düştüm. Bu sadece maddi bir tüketim değil arkadaşlar yani demek istediğim kafamı meşgul etmeden duramıyorum. Bir iş yaparken bir videonun ya da bir müziğin açık olması gerekiyor yoka hemen sıkılıp bırakıyorum o işi. Müzik dinlemekten sıkıldım yani o derece. Bazen dinleyecek ve izleyecek bir şey bulamıyorum. Ay bu arada bir sürü de film izledim onları da diğer yazımda okursunuz. Bu yazıyı yazarken bile arkada Wallace & Gromit temalı caz dönüyor. Allahım ben nasıl bir batağa düştüm. Bir ara tuşlu telefona bile geçmeyi düşündüm ama teyzem hemen vazgeçirdi. Mesela bugün Kinds of Kindness izleyecektim ancak kendimi durdurdum ve arka arkaya bu kadar şey izlemenin kötü olacağını ve film yorumladığım yazımda çok fazla film olabileceğini söyledim. Anlayacağınız teknolojiyi biraz da olsa hayatımdan uzaklaştırma çabasındayım. Ya da bu tüketim kültürünü.
3.İş Bulamama
Evet, doğru duydunuz. İş bulamıyorum ya da beni işe almıyorlar. Lütfen iş verenler çalışacak insan yok diye ağlamasın çünkü siz işe almıyorsunuz insanları. Of bu konu aşırı moralimi bozuyor. Bu süreçte hem kalifiye olmadığımı hem de iş hayatının zorluğunu gördüm. Ben iş aramaya başlarken herkesin benim kapımda olduğunu ve bana ivedilikle iş vereceklerini bekliyordum ancak gerçekler can acıtıyor bazen. Ama diğer her şeyde de olduğu gibi bundan da bir ders çıkardım: hem cvmi güzelce doldurmalıyım hem de başka işleri yapabilite geliştirmeliyim. Yani anlayacağınız bana yine durmak yok. Tatilde bile çalışıyor olacağım.
4.Konser
Teyzemin çok yakın arkadaşlarıyla Levent Yüksel konserine gittik ve yine o kadar eğlendim yine o kadar güldüm ki bu durumu garipsemeye başladım. Nedense arkadaşlarımlayken ya da yaşıtım bir grubun içindeyken bu kadar eğlenemiyorum ya da gülemiyorum. Mesela arkadaşlarıma Manifest konserine gitmeyi teklif ettim ondan önce de Gökhan Türkmen’i. Onlar da konserine gidecek kadar çok dinlemiyorum dediler ve bu beni yine düşündürdü. Yani sonuçta ben Levent Yüksel hayranı falan değilim hatta adam ünlendiğinde annem 16 yaşında falanmış. Peki, ben niye bu konsere gittim? Sevdiklerimle vakit geçirebilmek, güzel ve kaliteli müziğe eşlik etmek, gençliğimi evde oturarak geçirmemek, eğlenmeye ve stres atmaya vakit ayırmak gibi nedenlerim var. Bence bunlar bir konsere gitmek için gayet yeterli hatta fazlasıyla geçerli sebepler. Herkesin böyle etkinliklere para ayırmak istemediğini anlayabiliyorum ama zaten sürekli sürekli gitmiyoruz ki kırk yılın başı akşam eğlenmeye çıkacağız. Yani bilemiyorum bu konu canımı sıktı. Artık bir yerlere gidelim teklifi yapmayı da reddediyorum. Bu bünye yeterince red yedi ve gereğinden fazla örselendi. Şaka şaka, beni benden fazla kimse üzemez! Böyle de bir manyağım işte, ne yapıciksin kuzum?
Eveeeeeet, bir yazımızın daha sonuna gelmiş bulunmaktayız. Kendimi bir şeyleri bitirebildiğim için tebrik ediyor bir ödül olarak da hemencecik bir yeşil çay yapıyorum. Ay yazıya başlarken de mumlarımı yakmıştım çok güzel ortam tam film izlemelik ama yukarıda da belirttiğim gibi tüketmeye ara veriyor üretme erama geri dönüyorum. Sizi de en güzel yerlerinizden öpüyorum 😘 Lütfen bunu yanlış anlamayın. Bir anneanne, bir babaanne öpücüğü bu. Ninelerinize de o gözle bakmayın terbiyesizler sizi. Ay bak yine sinirlendim ara sıra tutamıyorum kendimi bu yazıları yazarken. Hadi görüşürüz 👋🏻